kapitalizmi derinlemesine hisseden beyaz yakalar: bankacılar

Kapitali savunabileceğim hiç bir durum ya da olay olmamıştır bu yaşıma kadar. Bir İİBF’li olarak yapmak zorunda olduğum meslek (tercih şansım olmadan) “bankacı”lıktı.

Yavaş yavaş girdim işin içine, basit taşıt kredileri ile başladım sonra özel bir bankada şubede en tehlikeli bölüm olan “bireysel bankacı” oldum. 2 sene çalıştım.

Kapital karşıtı görüşlerime “bankada çalışan bir sosyalist” diye iğneleme yapan kişiliklere ithafen yazmak zorunda hissettim bu yazıyı.

Ülkemizde neredeyse her yıl 30 bin iibf’li mezun oluyor ve bir meslek edinemediğimiz için satış kadrolarına direkt girebiliyoruz. Bilişime inanılmaz merakı ve yeteneği olan bir iibf’li olarak gerek ajans gerekse medya şirketlerinde grafik/ web tasarım vs üzerine işe alınmadım.

Tepe Home’la  Autocad’de çizim yapılabilecek bir pozisyon için görüştüğümde genel müdür “ön muhasebeci bile olamayacağımı” iddia etmişti. Aradan 2 sene geçmeden insanların milyonlarını yönettiğimi, risk alarak bankanın parasıyla müşterimi ev sahibi yaptığımı farkettiğimde; ülkemdeki kurumlara işe alımlarının neye göre yapıldığını merak ettim.

Neden bankacı oldum?

Sosyal haklar, hafta sonu tatili, kariyer beklentisi, imaj ve buna benzer toplumsal kriterleri yerine getirme ve gerçekleştirme çabasıydı belki de.

Makyaj yapmak, topuklu ayakkabı giymek gibi zorundalıklarım olduğunu başka bir müdürümden öğrenmiştim. 

Birikim yapamadığım gibi, önümde milyonları olan insanların beni nasıl aşağıladıklarına maruz kalırken, bazı radikallerin “sosyalist bankacı” gibi cehaletle bezenmiş söylemlerine de maruz kalabildim. Siz bankacıysanız dolandırıcıdan farkınız yoktur ama hayatında çekmediği kredinin “sigorta iadesi” için hesap numarasını ve şifresini veren müşteri her zaman sizden daha ahlaklı ve dürüsttür. Çünkü kendine ait olmayan parayı banka kendisine iade edecektir.

Diyorum ki, abiler ablalar siz gururlanıyorsunuz ya “gene bankadan aradılar, suratlarına kapattım. azarladım. bağırdım.” işte bu tavır beni irite ediyor. Egonuzu telefonda suratını bile görmediğiniz, gözlerine bile bakamadığınız bir insan üzerinde sergilememelisiniz.

Gişede 3dk işlem yapmak zorunda kalan ve çay molası bile veremeyen arkadaşlarıma bağırıp durmanız, işlemi hızlı alın demeniz de sizi daha insancıl  yapmıyor. Zaten özel sektör; “işe yaramaz insanları” orada otursunlar diye maaşa bağlamaz. O yüzden önce kızınız/oğlunuz yerine koymalı ve kabullenebilmelisiniz, karşınızdaki kişinin para kazanmak gibi derdi olmasa onca hakarete maruz kalmazdı. Zira insan her yerde insan değil mi?

Benden bu kadar.

Selametle,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir