Kategori arşivi: Kadın Hakları

Bir 14 Şubat Yazısı

Hazır olun, yarın 14 Şubat.

Yarın en güzel kombinleri yaparak sevgilinizle harika vakit geçirebilir, ona aşkınızı anlatabilirsiniz. Bunun için google’da arama yaparak kombinlerden faydalanabilirsiniz. *Bilirsiniz kızlar, özel günler aşkınızı anlatabilmeniz için bir fırsattır. 

Size verilen hediyeye dikkat etmelisiniz, basit bir hediye ile hayatınız aşkını yakalayamazsınız. Pahalı olan hediye size verilen değeri gösterir ve kadınlığınızın kalitesini. *Çakma pırlanta ile elmas aynı değildir sonuçta değil mi? 

Gittiğiniz mekanın şıklığı, menüsü, lokasyonu da aşkınızın geleceği için belirleyicidir. *Varoş semtlerde sevgili mi olunur beh!

Kendinize gelin… Anlatacaklarım var!

Bir 14 Şubat Yazısı yazısına devam et

Kurban

Kurban edilenlerin; yaşı, memleketi, mesleği, ten rengi, inancı, bilgi ve farkındalık seviyesi hiç fark etmeden özel,sosyal ve profesyonel hayatında bu duruma maruz kalıyor.

Yaşım hala genç ve insan tanıma deneyimimde de iddialı değilim fakat satışta çalışmakta olan ve daha önce de çalışmış, hislerine de inanan birisi olarak insanoğlunun güzele sahip olma içgüdüsünü fark ettim. Fakat bu güzellik de göreceli bir kavram en nihayetinde…

Kadının toplum içerisinde nasıl kurban edildiğini sorgularken, uzun uzadıya düşünme fırsatı buldum ve maalesef biraz da ürktüm sevilmekten ve sahip olunmaktan, çünkü artık maddeleştirilmiş bireyler olduğumuzu fark etmiştim.

Kurban yazısına devam et

#tecavüzmeşrulaştırılamaz

Kanım dondu.

Araştırdım. Bilmediğim ve öğrenmek zorunda olmadığım kişilerin anılarını okudum. Biz kozmopolit hayatta “kadın hakları” savunucusu olmamıza rağmen, yaşım 29 ve hala kendi hayatıma yön vermem gerektiğini inanırken, 16 sene önceki Özlem’e tecavüz edebilecek “adamı ya da adamları” düşündüm. #tecavüzmeşrulaştırılamaz yazısına devam et

“sadece beş dakika daha yaşamak istedim…”

Yaşıyoruz. Duygularımız var, bir insanı sevebildiğimiz gibi bir zaman sonra sevemeyebiliyoruz da. Yaşıyoruz ya hani.

Öyle delirmeye başlamışız ki, kendimizi beğendirmek için estetiklere düşenler, o TV’deki kadınlara benzemeye çalışmalar, karakter değişimi, daha fazla itaatkar tavırlar, dik durması gereken kadının “aşk uğruna” karar verme yetisinin azalması, “kıskançlık” duygusu adı altında hayatını kast eden baskı ve aslında yine aşk için katlanman gereken o “şeyler”

Bakın olay nerelere gelecek daha…. Bunları yaşayan tek ben olmadığım gibi, çözümü de yine ben değilim. Karar hayatınızdır. Karar verme yeteneğini de yaratıcı insana vermiştir. Bu sizi diğer canlılardan ayırır, muhakeme yeteneği ve bedelini ödeme/ haketme gibi…

Okumuş ya da duyarlı olması gereken kadınlardan bahsedelim biraz da… İş hayatında yaşanılan o “farklı” algılanan feminizm mesela. Giydiğiniz kıyafetlerden yaşam tarzınız anlaşılabilir bunu size yapan da kadın çalışanlardır. Cinsiyet faşizmini en derinlemesine zaten kurumlarda görürsünüz. Erkek çalışanlarla konuşma tarzınız, gece nerede kiminle oturduğunuz, medeni durumunuz; kıyafetlerinizin, makyaj malzemelerinizin, kuaförünüzün ve arabanızın markası önemlidir. Kadınlığınız bu değerlere göre ölçülür. Anne olanlar diz üstü etek giyemezler mesela.

Özel hayatınız, aile hayatınız, iş hayatınız ve hala *varsa bir sosyal hayatınız güçlü olmak zorundasınız. Her şeyle başa çıkabilmelisiniz. Ama o zaman da hayatınızda bir “erkek” figürüne gerek kalmayabilirmiş, yani eğer erkek adamlarımızın hayatımızdaki olma nedenini yeterince kavrayamadıysanız.

http://kadincinayetleri.org/ bu siteyi karıştırın. Öyle istatistikler var ki. Kadınların ölme nedenleri.

Daha 1 ay önce “şort giydi” diye bir hemşire, kamuya açık alanda “vatandaş” tarafından tekme tokat dayak yiyor. Herkes haklı bu ülkede. Biz kadınlar adına “aşk olur, namus olur, dostluk olur….” her türlü gerekçeyle ne yapacağımız, nasıl yaşayacağımız öğretildi. Gerçekten ne kimsenin karısı ne de eğlendiği kadınlar olmak istiyoruz. Reddedildi diye sokakta ölen kadınlar, son dolmuşa bindi diye tecavuz edilip yakılan genç kızlar, sevgilisi zengin diye katledilen gencecik goncalar, yaseminler, güller…

bizi sevmeyin.

 

 

 

8 Mart’lar

Emekçi Kadınların, kadınlar gününü kutlamakla yazıma başlamak istiyorum.

Bu 8 Mart davası nereden çıktı ve nereye doğru gidiyor kısaca özetleyelim;

8 Mart 1857′de New York’ta bir tekstil fabrikasında 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları için greve başladı. Fakat polisin işçilere saldırıp işçileri fabrikaya kilitlemesi ve ardından çıkan yangında çoğu kadın 129 kişi hayatını kaybetti.

Bu olay ilk kez Danimarka’nın Kopenhag kentinde 26-27 Ağustos 1910 tarihinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) gündeme geldi ve tekstil fabrikasında hayatını kaybeden kadınlar anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak anılması önerisi getirildi ve kabul edildi. Öneri kabul edilmesine rağmen tarih kesinlik kazanmamıştı ve Dünya Kadınlar Günü ilkbaharda kutlanıyordu. (http://www.kadingozu.com/dunya-kadinlar-gunu-nasil-ortaya-cikmistir; Erişim Tarihi:08.03.2014)

Haliyle günümüz kadınlarının toplumun yüklediği rolleri, iş hayatındaki yaşanılan sorunları, evlilik hayatındaki işkenceleri, taciz, tecavüz, çocuk tacizleri, töre gibi konuları gözler önüne sermek istemektedirler.

Neden sadece Kadınlar Günü değil ?

Kadın olduğumuz için yaşadığımız bin bir çeşit baskı ve tacize rağmen bugünü hala çiçekler ve pırlantalar ile kutlayabilen hemcinslerim var mıdır, vardır. İnanırım.

2002 – kadın 66
2003 – kadın 83
2004 – kadın 164
2005 – kadın 317
2006 – kadın 663
2007 – kadın 1011
2008 – kadın 806
2009 – kadın 953
2010 – kadın 217
2011 – kadın 160
2012 – kadın 210
2013 – kadın 237

(http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/332/2013-yilinda-oldurulen-kadin-kardeslerimiz; Erişim Tarihi:08.03.2014)

8 Mart Emekçi Kadınlar’a adanmış olan bu günün, kapitalizmin ayak bağı olacağından hiç kuşkusuz eminim. Bunu rahatlıkla öngörebiliyorum, Facebook sayfamdaki online ve radyoda dinlediğim reklamlardan sonra…

Resim Oysa bizim derdimiz örgüt içi cinsiyet ayrımcılığı, aile içi taciz, şiddet, tecavüz ve hakaretler, sosyal olarak üzerimize damgalanan sıfatlar, etiketler, alışveriş çılgınlığı, psikolojik ve zihinsel olarak savaşmamız gereken bir dünya yaratırken, ufak terfiler, ücret artışı, doğum izinleri, pahalı hediyeler, kuaför çekleri ve hediye kuponları ile sorunlarımızı çözemeyeceksiniz.

Daha fazla eğitim hakkı, daha fazla seçilme hakkı ve eşitlik….

Bir sır daha vereyim istiyorum sizlere son olarak; Maden Mühendisliği’ni bitirmiş kadın arkadaşlarımın yer altına inmeleri yasaklıdır. Kadın olduğumuz için…

Güldünya Tören ve tüm töre uğruna katledilmiş emekçi kadınlarıma,

İşçisinden tutun da dişiyle tırnağıyla yönetici olmuş kadınlarıma,

Aldığı her nefeste kendini sorgulama zorunluluğu hisseden kadınlarıma Selam Olsun…

Aylin Aslım’ın Güldünya Tören için 32.Gün programında söylediği şarkıyı dinlemenizi öneririm.