Bazen aptallaşırsın

Telefon çaldı “Kızılay Şube Müdürü Berivan ben.” Sesi çok enerjik, duyduğum gibi etkilendim. Evet, görüşelim.

Odasına girer girmez sarılmıştı müdürüm. 3 ablası olan birinden daha iyi bilen olmaz bu duyguyu, “ben çok şey ögrenmek istiyorum.”
-Öğreneceksin.

Renkler ve müziklerden ilham alan biri olarak ben, sektörde ne kadar başarılı olacağımı düşünmedim. Tek amacım vardı “öğrenmek.”

Zaman geçti, Müdürümün yokluğunu hissettiğim tatil dönüşünde gözyaşlarıma hakim olamıyordum. Tek bir şey söylemişti “vazgeçme.” O dediyse, vazgeçemezdim.

Kapital merkezli bu döngü içerisinde 18.00 olunca saat kapital yarış başlar. Gün boyu derler “ne yaptın?”

Kredileri, kredili mevduat hesaplarını ya da normal mevduat hesaplarını ya da her neyse işte bunları satabilmenin tek yolu vardı. Güven algısı…

Her satışın bir kalitesi, yaratması gereken farkındalığı olmalıydı. Masadan kalkan her müşteri talep ettiği ürünü veya diğer ürünleri bilmeliydi. Kafası karıştığı her durumda arayabileceği bir danışmanı olmalıydı. Ben müşteri olsam öyle isterdim en azından.

Aslında her bankacı, üründen önce güven satmalıydı. Ama bilirsiniz, kapitalizmde duygular 5 para etmez.

Bazen aptallaşabilirsin, rekabet ortamında canavara dönüşebilirsin mesela 4 sene boyunca kulaklarına kazınan “iş birliği” kavramı olur mu sana “iş yükü”

Olur.

Neyle savaştığını bilmeden savaştığını farkedersin, bazen müşterilerle, bazen hedeflerle bazen sabrınla ve iradenle… Sen şuursuzca savaşırken, sistem cebine 3 5 kuruş fazla para koyabilir. Bu düzende emeğin bir karşılığı olmadığı gibi senin karşında bir vicdan ve etik değerler bulunmalıdır.

Daha fazlasını yapmalısındır.

Daha fazla çırpınmalısındır.

10 isen 15 olmalısındır.

Sen para kazandırmalısındır.

Ya aptallaşırsın ya da canavarlaşır.

Kapitalizm.

Seni her şeye alıştırır.

Saygılarımla…