Sun Tzu = (Marka Stratejileri vs İnsan Kaynakları)

Sun Tzu, Çinli bir general olup, askeri hiyerarşiyi ve aslında “Savaş Sanatı”nı yazarken, savaşın ne olduğunu,  kazanma, kaybetme, silah ve güç kavramlarının  üzerinde durmuştur. Özet olarak, Sun tzu’ya göre savaşta hiç bir zaman kazanan olmadığı, savaş eyleminin maliyetli ve her iki tarafında kaybıyla sonuçlandığından söz etmiştir. Asıl irade, savaşmadan kazanmaktır. Bunun için, düşmanı tanımak, dolayısıyla öncelikle kendi gücünüzün farkında olmanız gerekmektedir.

Biz adı geçen bu yapıtta, ‘mücadele’ kavramı altında gelişen bölümü irdelemek ve marka kavramına uygulamak istiyoruz. Sun Tzu’da belirtilen düşmanlar, günümüzün rakip markalarıdır. Üstünde özellikle durdugu savaş alanı, acımasız rekabet pazarıdır. O dönemde kullanılan silahlar, araç gereçler, tüm lojistik etkinlikler, günümüzün ‘tanıtım araçları ya da iletişim kanalları’dır. Savaş alanı için yapılan harcamalar, markalara ‘değer’ katmak için yapılan çalışmalardır. ( Ilıcak, G ve Özgül R.  Erişim Tarihi: 17.05.2013, http://www.iku.edu.tr/TR/iku_gunce/C3S1Sosyal/95.pdf.)

Bilimsel belgemizi ortaya koyup, mevcut durumuzu ele alalım; işsiz kavramını bir kenara atıyor “henüz bir işe sahip olmayan” sıfatını karşılayacak olan “biz” zamirini kullanarak ilerliyoruz.

Biz; eğitim sürecimiz boyunca, mezuniyetten sonra bu sürecin geleceğini biliyor, anlıyor ve algılıyorduk da. Bu süreç için, derslerimizi notlar almak için değil anlamak, kendimizi geliştirmek, olayları/durumları farklı perspektiflerden görebilmek için uğraşıyorduk.

Derin bilgi, sıkıntıyı sıkıntının oluşmasından önce.
tehlikeyi tehlikenin oluşmasından önce, yok olmayı yok
olmadan önce, belayı bela gelmeden önce kestirebilmektir. 

Sun Tzu/Savaş Sanatı

     Biz; tek noktaya kanalize olmadan “farz-ı misal; işletme okudum bankacı olacağım.” değil, sermaye piyasaları, hukukun bazı alanları, pazarlama bileşenleri, insan kaynakları, organizasyon gibi bölümle yakından ilgili alanlardan ziyade, fotoğrafçılık, müzisyenlik, meditasyon koçluğu, yazarlık, grafikerlik, empati geliştirme, enstrüman çalabilme gibi hobilerle uğraşıp, düzene de karşı çıkıp, kendi kahramanımız olmuştuk ki sabırlı olmadan bir işte yetkinlik kazanılmayacağını öğrenmiştik.

Güçlü davranış, beden tarafından zorlanmadan
önce bedeni eğitmekte, zihin tarafından idare edilmeden
önce zihni hazırlamakta, dünya tarafından yönetilmeden
dünya üzerinde çalışmakta, görevlerin baskısı altında kalmadan görevleri yerine getirmektir.

  Sun Tzu/Savaş Sanatı

     Biz; en zor zamanlarda umudu yitirirsek, hiçleşeceğimizi, kendine inanmayan bir insan olmanın erdemsiz, saygısız bir davranış olduğunu bilirdik. Okulun ilk günü, ailenin yanından ayrıldığın o ilk günler. Yalnızlık, sen kendini koruyamazsan, kimse koruyamayacak, tanımadığın insanlarla konuşursun, tanışırsın, sevmezsin ama hoşgörüyü öğrenirsin. Sevilmezsin ödevini farklı yaptın diye, azarlanırsın kapıyı iki değilde üç kez çaldın diye susarsın, bu hayat senin hayatın, çok tökezlersen her defasında kalkamazsın çünkü. Öğrenmiştik; bu sefer okuyarak değil, deneyip  yanılarak, deneyip kazanarak nihayetinde.

Derin bilgi prensibi ile sıkıntıyı düzene, tehlikeyi
güvene, yok olmayı varolmaya, belayı başarıya döndürebilmek mümkündür. Güçlü davranış ile beden uzun ya-
şama, zihin ile derin düşünce yeteneğine, dünya barışa,
görevler başarıya kavuşturulabilir.

Sun Tzu/Savaş Sanatı

    Biz adı geçen bu yapıtta, ‘mücadele‘ kavramı altında gelişen bölümü irdelemek ve marka kavramına uygulamak istiyoruz. Sun Tzu’da belirtilen düşmanlar, günümüzün rakip markalarıdır. Üstünde özellikle durduğu savaş alanı, acımasız rekabet pazarıdır. O dönemde kullanılan silahlar, araç gereçler, tüm lojistik etkinlikler, günümüzün ‘tanıtım araçları ya da iletişim kanalları’dır.

Savaş alanı için yapılan harcamalar, markalara ‘değer’ katmak için yapılan çalışmalardır. ( Ilıcak, G ve Özgül R.  Erişim Tarihi: 17.05.2013, http://www.iku.edu.tr/TR/iku_gunce/C3S1Sosyal/95.pdf.)

Şimdi tekrar ediyorum; mücadelemiz; inancımızı koruyarak, özgüvenimizi her defasında update ederek “istediğimiz ve başarılı olabileceğimiz iş” bulabilmek.  Düşmanlar; tembellik, körelmek, insanlara bakıp imrenmek, kıskanmak, kendinizi başarısız hissetmek gibi. Savaş alanı; kariyer, yenibiris, secretcv ve devamı iş görüşmeleri, kendimizi dürüstlükle anlatmak zorundayız. Biz kimiz? Neyiz ? Neden biz’iz ? Silahlar; sahip olduğumuz ve olacağımız; dil gelişimi, ilgi alanları, yetkinlikler, kişilik, referanslar, okul, projeler gibi.

Savaş alanı için yapılan harcamalar, hayatımıza değer katmak için yapılan çalışmalardır.

Saygılarımla